(Foto: Timothy Gottlieb)
İsveç'in Göteborg şehrinde düzenlenen Way Out West festivalinden daha önce bu sayfalarda bahsetmiş ve geçen yılki deneyimimi de şurada sizlerle paylaşmıştım.
Festival bu sene 13-15 Ağustos tarihlerinde gerçekleşti. Mevsim şartları olarak kendisi bence en iyi yaz festivali, zira Ağustos ayının tabiri caizse göbeğinde olmamıza rağmen öpülesi İskandinav hava şartları sayesinde 20-21 derecelerde gezinen bir sıcaklıkta, hiç bunalmadan harika bir festival deneyimi yaşıyorsunuz. Hatta akşamları bildiğiniz serin bir rüzgar yüzünüzü okşuyor :)
Geçen yılki ziyaretimde klişe turistik noktaların tamamını gezdiğim için, bu sene festival benim için iyi bildiğim bir şehirde eski bir arkadaşımı ziyaret etmek gibiydi. Daha az "yeni yer görme telaşı", daha çok "dinlenme ve yeme-içme" barındıran; dolayısıyla daha keyifli bir festival seyahati oldu diyebilirim. Seneye nasıl olur siz hesap edin! (bu arada bu sene Türkiye'den gelen izleyici sayısı biraz daha fazla gibiydi, önümüzdeki yıl gelmeyi düşünürseniz yazının sonunda bir iki yeme-içme mekanı önerim de sizi bekliyor)
Sadece benim için değil, belli ki festival için de bu sene çok daha keyifli geçti zira 19 sene sonra ilk kez festivalin tüm bilet kategorileri sold-out oldu. Harika konserlerin yanı sıra Nick Cave ve ekibinin kendi konserleri bittikten sonra karşı sahnede performans sergileyen The Cure'u dans ederek izlemeye devam etmeleri, Zara Larsson'ın kendi memleketindeki tek festival konseri olması, festivalin 3 düğüne ev sahipliği yapması, film gösterimleri, ilk kez gerçekleşen Flamingo film ödülleri gibi konular da bu yılın ilginç detaylarındandı.
Festivalin %100 vegan olması (evet %100), sadece yeşil enerji kullanılması, alkol satışının ve içilebilen alanların sınırlı olması, sahne önü ayırımı olmaması, festival sahnelerinin konumlanması gibi genel konuları pas geçiyorum fakat merak edenler yazının başında paylaştığım linkten bu detayları okuyabilirler. Ben doğrudan bu sene izlediğim harika isimlerden aklımda kalanları kısaca paylaşmak istiyorum müsaadenizle.
Öncelikle 5 sahnede gün boyu performans olmasına rağmen, tüm konserlerin saatinde başlaması; yeme-içme-tuvalet alanlarında hiçbir problem yaşanmaması gibi özellikleriyle artık bir fenomen haline gelen festivale koca bir alkış! Ben bu sene -geçen sene olduğu gibi- Riverton Otel'de kaldım. Burayı seviyorum, hem konforlu ve temiz, hem de her yere yürüme mesafesinde. Vapur iskelesi ve otobüs/tramvay durağı olan Stenpiren'e 2 dk. Dolayısıyla şehrin diğer kıyısına kolaylıkla ulaşılabiliyor, turistik Haga bölgesi deseniz yürüyerek 10 dk. Festival alanına Stenpiren'den tramvay veya otobüsle ulaşmanız 8 dk. (Benim gibi yaşlı değilseniz 25 dk'da yürüyebilirsiniz de) Özetle konaklama için Riverton Hotel'i öneririm.
(Foto: Timothy Gottlieb)
Festivalin ilk günü önce Lily Allen, sonra Zara Larsson'ı izledim. Zara Larsson'ı 1 hafta öncesinde Bonus Parkorman'da da izlemiş ve enerjisine hayran kalmıştım. O dansları ederken şarkıları canlı söylemesi inanılmaz. İstanbul'da sahneye Tarkan şarkısı eşliğinde çıkmasına benzer şekilde, İsveç'te de popüler bir İsveççe şarkıyla sahneye çıktı. Güzel taktik, kalabalıkları daha konser başlangıcında yükseltiyor. Way Out West sahnesinde de on binlerce genci kendinden geçirmeyi başardı. Ben yine hayretler içerisinde izledim bitmek bilmeyen enerjisini. Sonrasında yine yakın zaman önce Zorlu PSM'de izlediğim Moby'e geldi sıra. "Fenk yu, fenk yu, fenk yu" üçlemesine burada da maruz kaldık :) İlk günün kapanışını The XX'in harika konseriyle yaptım. 8 yıl aradan sonra sahnelere döndüklerini söylediler. İyi ki de dönmüşler.
(Foto Linnea Thomasson)
İkinci gün sırasıyla Blood Orange, The Hives, Fcukers, Nick Cave & The Bad Seeds ve The Cure'u izledim. Nick Cave her konserinde olduğu gibi sürekli ön taraftaki izleyiciyle fiziksel temas halindeydi :) Konser başlangıcında 3 kez mikrofonu arıza yaptı, üçünü de sahneye doğru fırlattı ama neyse ki neşesi hiç eksilmedi. The Cure'u da en son 2019'da Bükreş'te izlemiştim. Robert Smith yaşlanıyor evet ama hala sahnede 3 saat performans sergileyebiliyor.
(Foto: Timothy Gottlieb)
Festivalin son gününe geldiğimizde Ezra Collective, Wilco, Maribou State, sombr, Lorde ve Gorillaz'ı izleme fırsatı yakaladım. Ezra Collective'in neşeli konserlerini seviyorum, Wilco'yu da izlerken gençlik yıllarıma döndüm :) Gorillaz yine geçtiğimiz haftalarda Bonus Parkorman'da yarattığı harikalara benzer bir performans sergiledi. Fakat hem festivalin son gününün, hem de tüm festivalin benim için sürpriz konserleri sombr ve Lorde oldu. Bilmiyorum belki de ikisini de ilk kez izlediğim için etkileyici buldum. Fakat bu sombr nedir arkadaş? 25 yaşında kariyerinin başında bir adam ne ara bu kadar hayran kitlesi yarattı? Elindeki kokteyli yudumlayarak ve şınav çekerek rock star edasıyla sahneye çıktı ve tüm şarkılarını herkes çığlık çığlığa söyledi. Evde açıp dinlemem ama konserlerini kaçırmam artık bu çocuğun :) Ve Lorde.. Önceki konser kayıtlarını youtube'dan izlemiş ve etkilenmiştim ama canlısı hakikaten bir başka oldu. Çoğunlukla ses kaydı üzerine vokal yapıyor ama hem sahne performansı hem de prodüksiyonu çok çok iyiydi. Bir daha izlemek isterim.
(Foto: Pao Duell)
Bu arada festival alanındaki konserler tamamlandıktan sonra şehre yayılan bir çok kulüpte bileklikle girebileceğiniz konserler devam ediyor. Bunlardan Pustervik ve Folkteatern çok merkezi ve bana yakın olduğu için gitme fırsatı yakaladım. Günde 7-8 saat ayakta kalıp geceye devam etmek artık beni zorluyor ama sizin aklınızda olsun.
Hemen yeme-içme önerilerimle sözlerimi noktalıyorum.
Kahvaltı: BODYBUDDY (burası hem atmosferi hem sunduğu sağlıklı altenratiflerle bir lezzet cenneti, mutlaka uğrayın. Öğle yemeği servisi de var), En Deli Haga, Cafe Husaren
Öğlen/Akşam Yemeği: Wrapsody Saluhallen (kapalı çarşı gibi bir yerde bir sürü restoran alternatifinden biri, somonlu salatasını deneyin), Sodra Liden (lokal biralar eşliğinde leziz bir mutfağı var), Restaurang Solrosen
Bar önerisi vermeyeceğim, rastgele girdiğim her yer gayet iyiydi fakat Steampunk Bar'ı ziyaret etmeden dönmeyin. Yukarıda bahsettiğim Sodra Liden restoranın hemen karşısında.
Bu arada festival önümüzdeki sene 12-14 Ağustos'ta gerçekleşecek ve erken dönem bilet satışları şurada başladı bile! Benim için Ağustos ayının daimi rotasyonu haline gelen Way Out West, belki sizin de aklınızı çelerse orada görüşürüz!





Yorumlar
Yorum Gönder