Eğer son yıllarda Londra’nın yeraltı indie sahnesini takip ediyorsanız, mary in the junkyard adını mutlaka duymuşsunuzdur. 2022’de kurulan bu İngiliz üçlü, kısa sürede “one of the most exciting indie bands in London” yorumlarını toplayan, klasik eğitimli ama tamamen özgür ruhlu bir oluşum. Clari Freeman-Taylor (vokal, gitar), Saya Barbaglia (bas, viola, vokal) ve David Addison'dan (davul) oluşan grup kendilerini “angry weepy chaos rock trio” olarak tanımlıyorlar. Onları büyük festivallerde görmeden önce, butik sahnelerdeki yükselişlerine tanık olmanın tam zamanı. 3 Temmuz'da ilk albümleri " Role Model Hermit "i yayımlamaya hazırlanan gruba albümden paylaşılan ilk single Crash Landing ile kulak kabartıyoruz. Geçtiğimiz aylarda katıldıkları KEXP performansı da bonus olarak geliyor:
Müzik dünyasının sakin ama derin sularında yolculuk yapmayı sevenler için İsviçre'den yükselen çok özel bir ses var: Löwenzahnhonig . Adı Almancada "Karahindiba Balı" anlamına gelen bu grup, isminin vadettiği o doğal, tatlı ve şifalı dokuyu notalarına ustalıkla işliyor. Eğer Khruangbin’in groove’larını, Hermanos Gutiérrez’in çöl rüzgarlarını veya Fleetwood Mac’in o meşhur "Albatross" parçası gibi hipnotik tınıları seviyorsan, Löwenzahnhonig senin yeni favorin olmaya aday. Löwenzahnhonig, aslında İsviçre bağımsız müzik sahnesinin üç dev isminin bir araya gelmesiyle oluşan bir "supergroup": Fai Baba: Eskiden psikedelik gitar akrobasileriyle tanınan sanatçı, şimdi rotasını daha dingin ve pastoral tınılara kırmış durumda. Long Tall Jefferson: Şarkı yazarlığı ve prodüktörlüğüyle bilinen, grubun dokusuna derinlik katan bir diğer önemli isim. Paul Märki: Black Sea Dahu’dan tanıdığımız yetenekli basçı Grup, 2023'te kendi adlarını taşıyan ilk albümleriyl...