Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bir Devrin Sonu: Yeni Alkol Yasası Festivalleri ve Müzik Sektörünü Nasıl Etkileyecek?

Yaz sezonu başlarken; biletler alındı, festival kombinleri yapıldı ve açık hava sahneleri kuruldu. Ancak tam da bu hareketliliğin ortasında, müzik ve eğlence sektörünün ekonomik motorunu kökünden değiştirecek devasa bir hukuki gelişme yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan yeni torba kanun düzenlemesi  (Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun), alkollü içki üreticilerinin bugüne kadar kullandığı reklam, sponsorluk ve pazarlama yöntemlerinin etrafındaki tüm gri alanları tamamen kapatıyor. Peki, şu an hala devam eden festival duyurularındaki "+1" veya " %100 Müzik " gibi ibarelere ne olacak? Konserler iptal mi edilecek? En önemlisi; canlı müzik sektörü bu mali darbeyi nasıl atlatacak?  1. Yeni Yasa Ne Getiriyor?  Mevcut alkol yasasındaki boşlukları doldurmayı amaçlayan bu yeni düzenleme, "çağrışım" mekanizmasını tamamen ortadan kaldırıyor: Sponsorluklara Tam Yasak: Alkollü içki üreten,...
En son yayınlar

Electric Castle Festivali: Transilvanya’nın Büyülü Kalesinde Eşsiz Bir Deneyim

( click here for English) Avrupa'nın en özgün festivallerinden biri olan Electric Castle, her yıl Romanya'nın Transilvanya bölgesindeki tarihi Bánffy Şatosu'nda binlerce müzikseveri ağırlıyor. Elektronik müzikten indie rock'a, hip-hop'tan alternatif müziğe kadar uzanan geniş programı ve masalsı atmosferiyle festival, son yıllarda Avrupa festival takviminin en dikkat çeken etkinliklerinden biri haline geldi. Electric Castle ilk kez 2013 yılında Romanya'nın Cluj bölgesindeki Bonțida köyünde bulunan 15. yüzyıldan kalma Bánffy Şatosu'nda düzenlendi. Festival, elektronik müziği tarihi bir mekânla buluşturma fikriyle yola çıktı ancak zaman içinde çok daha geniş bir müzikal kimlik kazandı. Bugün Electric Castle; müzik, sanat, teknoloji, gastronomi ve sürdürülebilirlik temalarını bir araya getiren dev bir kültür etkinliği olarak kabul ediliyor. Organizasyon her yıl yaklaşık 250 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyor ve Avrupa'nın en iyi festival deneyimlerinden biri...

Winona Oak - Bones

İsveçli şarkıcı-söz yazarı Winona Oak, 5 Haziran 2026’da yeni single’ı "Bones"u resmi olarak yayınladı. Bu parça, 25 Eylül 2026’da çıkacak olan ikinci stüdyo albümü Bloom’un öne çıkan şarkılarından biri. Albüm, Oak’un kalp kırıklığı ve yas döneminden sonra yeniden açılma, büyüme ve hayata tutunma yolculuğunu anlatıyor. Oak, şarkıyı şöyle açıklıyor: "Bones, karanlığı yaşamak, dayanılmaz acının ağırlığını hissetmek ama yine de hayata tamamen sarılmayı seçmek hakkında. Büyüme, özgürlük ve insan olmanın her parçasını hissetmekle ilgili… Çünkü bir gün geriye sadece kemiklerimiz kalacak.” Winona Oak, Island of the Sun’dan (2022) sonra Bloom ile çok daha olgun ve kişisel bir evreye geçiyor. “Bones”, “Breaking Point”, “Horses” ve “Stay the Night” gibi single’larla birlikte albümün duygusal omurgasını oluşturuyor. Acıdan sonra yeniden çiçek açmayı simgeleyen albüm, Oak’un en dürüst ve umut dolu işi gibi duruyor.

Muse - Nightshift Superstar

Muse, 26 Haziran'da çıkacak albümü "The Wow! Signal"dan bir yeni şarkı daha paylaştı! Matt, parçayı “Muse’un bugüne kadarki en iyi disco şarkısı” olarak tanımlıyor ve Daft Punk, Justice gibi Fransız elektronik devlerinden ilham aldıklarını belirtiyor. Resmi müzik videosu da şarkıyla aynı anda yayınlandı ve yönetmenliğini Lado Kvataniya üstlendi. Klip, Kazakistan’da çekilmiş ve cyberpunk, distopik, görsel olarak zengin bir atmosfere sahip. G Video, şarkının “nightshift” temasını görselleştiriyor: Işıkların ötesinde parlayan, özgürce dans eden, karanlık ve parlak bir “süperstar” figürü. Cyberpunk estetiği, Muse’un bilimkurgu sever hayranlarını fazlasıyla tatmin edecek cinsten. Klip yayınlandıktan kısa süre sonra hayranlar “en iyi Muse videolarından biri” yorumlarını yaptı; özellikle dans sahneleri ve prodüksiyon kalitesi övgü topluyor.

Odd Beholder - Honest Work

  Eğer synth-pop, electro-wave ve indie müziğin kesişim kümesini seviyorsan, İsviçreli müzisyen ve prodüktör Daniela Weinmann ’ın projesi Odd Beholder'ı da seveceksin demektir. Müzik eleştirmenlerinin "melankolik ama bir o kadar da sarıp sarmalayan bir karanlık pop" olarak tanımladığı Odd Beholder, modern dünyanın tuhaflıklarını, yabancılaşmayı ve o bitmek bilmeyen kaçış arzularını şarkılarına kusursuzca işliyor. Melodiler kulağına ilk çalındığında seni yumuşak bir bulutun üzerine bırakıyor gibi hissettirse de, Daniela Weinmann’ın duru ve hipnotize edici vokaliyle birleşen sözler aslında hayatın en çıplak ve rahatsız edici gerçeklerini yüzümüze vuruyor. Odd Beholder, geçtiğimiz günlerde   çıkan dördüncü stüdyo albümü "Honest Work" ile harikalar yaratmaya devam ediyor . Berlinli tekno prodüktörü Douglas Greed iş birliğiyle hazırlanan bu albüm; 90’ların trip-hop ve drum 'n' bass ritimlerini PJ Harvey ve Aldous Harding vari bir ozanlıkla birleştiriyor. Odd ...

mary in the junkyard - Crash Landing

Eğer son yıllarda Londra’nın yeraltı indie sahnesini takip ediyorsanız, mary in the junkyard adını mutlaka duymuşsunuzdur. 2022’de kurulan bu İngiliz üçlü, kısa sürede “one of the most exciting indie bands in London” yorumlarını toplayan, klasik eğitimli ama tamamen özgür ruhlu bir oluşum. Clari Freeman-Taylor (vokal, gitar), Saya Barbaglia (bas, viola, vokal) ve David Addison'dan (davul) oluşan grup kendilerini “angry weepy chaos rock trio” olarak tanımlıyorlar. Onları büyük festivallerde görmeden önce, butik sahnelerdeki yükselişlerine tanık olmanın tam zamanı. 3 Temmuz'da ilk albümleri " Role Model Hermit "i yayımlamaya hazırlanan gruba albümden paylaşılan ilk single Crash Landing ile kulak kabartıyoruz. Geçtiğimiz aylarda katıldıkları KEXP performansı da bonus olarak geliyor:

Löwenzahnhonig – Zeithorizont

Müzik dünyasının sakin ama derin sularında yolculuk yapmayı sevenler için İsviçre'den yükselen çok özel bir ses var: Löwenzahnhonig . Adı Almancada "Karahindiba Balı" anlamına gelen bu grup, isminin vadettiği o doğal, tatlı ve şifalı dokuyu notalarına ustalıkla işliyor. Eğer Khruangbin’in groove’larını, Hermanos Gutiérrez’in çöl rüzgarlarını veya Fleetwood Mac’in o meşhur "Albatross" parçası gibi hipnotik tınıları seviyorsan, Löwenzahnhonig senin yeni favorin olmaya aday. Löwenzahnhonig, aslında İsviçre bağımsız müzik sahnesinin üç dev isminin bir araya gelmesiyle oluşan bir "supergroup": Fai Baba: Eskiden psikedelik gitar akrobasileriyle tanınan sanatçı, şimdi rotasını daha dingin ve pastoral tınılara kırmış durumda. Long Tall Jefferson: Şarkı yazarlığı ve prodüktörlüğüyle bilinen, grubun dokusuna derinlik katan bir diğer önemli isim. Paul Märki: Black Sea Dahu’dan tanıdığımız yetenekli basçı Grup, 2023'te kendi adlarını taşıyan ilk albümleriyl...

Honahlei - Where Has All The Time Gone?

Costa Ricalı şarkıcı Michelle Gonzalez (daha önce MishCatt adıyla tanınan başarılı bir sanatçı) ile Avusturyalı müzisyen Kevin Etheridge'in bir araya gelmesiyle 2024'te hayat bulan Honahlei, iki farklı kültürün ve coğrafyanın kesişim noktasında doğmuş bir müzik. Grup ismi, 1960'ların klasik şarkısı Puff the Magic Dragon’daki efsanevi diyar “Honah Lee”den esinlenilmiş. Bu seçim bile onların müziğindeki nostalji, masalsı atmosfer ve içtenliği özetliyor aslında. Henüz çok yeni olmalarına rağmen hızla büyüyen bir kitleleri var ve önümüzdeki yıllarda adlarını çok daha fazla duyacağımız kesin.

My New Band Believe - Love Story

2025’in sonlarında sessiz sedasız ortaya çıkan ama kısa sürede indie müzik dünyasının dikkatini çeken bir proje var: My New Band Believe . Grubun ismi bile başlı başına bir espri ve manifesto gibi. Bu ironik isimlendirme, projenin arkasındaki isim Cameron Picton ’ın muzip kişiliğini yansıtıyor. Cameron Picton kim mi? Black Midi’nin kurucu basçısı ve zaman zaman vokalistliğini üstlenen, grubun o kaotik ama dahiyane sound’unun önemli mimarlarından biri. Black Midi 2025’te dağıldıktan sonra Picton durmadı; aksine bambaşka bir yöne yelken açtı. Yeni projesi My New Band Believe ile post-punk’ın keskin kenarlarını bırakıp daha geniş, daha katmanlı ve yer yer neredeyse sinematik bir dünyaya geçiş yapıyor. Grubun kendi adını taşıyan ilk albümü 10 Nisan’da Rough Trade Records etiketiyle yayımlanacak. My New Band Believe, albümle birlikte bu bahar İngiltere ve Kuzey Amerika’da gerçekleşecek turneyle dinleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

Nessa Barrett - Buffalo 66 (ft. Jesse Rutherford)

TikTok'un melankolik yıldızlığından alternatif popun kalıcı isimlerinden birine dönüşen Nessa Barrett , yeni EP'si "Jesus loves a primadonna" ile karşımızda. Aftercare albümünün ardından gelen bu sekiz şarkılık proje, Nessa’nın diskografisinde bir "kötü karakterin doğuş hikayesi" (villain origin story) olarak tanımlanıyor. Nessa, bu projeyi "artık sevemeyecek kadar çok sevmiş her kadının hikayesi" olarak betimliyor. Aşkın hem güzelliğini hem de yıkıcı doğasını ele alan EP; sadakat, inanç ve kişisel yıkım arasındaki ince çizgide yürüyor. Sanatçının önceki işlerinden alışık olduğumuz "dark pop" çizgisi, bu kez indie-vibe ve modern caz esintileriyle harmanlanarak daha olgun bir seviyeye kavuşmuş. "Jesus loves a primadonna", Lana Del Rey estetiğini seven ama daha sert ve modern bir dokunuş arayanlar için yılın en iyi albümlerinden biri.